Thursday, February 09, 2006

Hemotoloji Anneleri Icin...

Asagida okuyacaginiz yazi, Ipek'in 9 Subat 2006 tarihli iletisinden kendisinin izni ile alinmistir.


İlk projemiz olan ve kampanyamızla yardım edeceğimiz bölümün tanımını yapmak istiyorum öncelikle. İ.Ü.Çocuk Hemotoloji/Onkoloji servisi-Çocukluk çağı kanserleri (Lösemi,lenfoma,böbrek tumörü vb.) hastalıkların tanı ve tedavisinin yanısıra Kronik Hemotoloji (Akdeniz Anemisi,trombosit yapı bozuklukları,hemofili vb) hastalıkların da tanı ve tedavisinin yapıldığı yerdir.

Ve burası hastanenin diğer hiçbir bölümünde olmayan bir şekilde düzenlenmiştir. Burada tedavi gören çocukların kemoterapilerle kan değerleri çok düşer ve bağışıklık sistemleri o kadar zayıflar ki , aslında en küçük mikroptur onları yaşamdan ayıran. Bu sebeble, korunaklıdır bu servis. Giriş-çıkışı son derece kontrollü olan hatta babaların bile servise giremediği bölümdür.
Bu bölümün anneleri ise, neredeyse efsane olmuştur. Onların güçlü olmaları, gerektiğinde Doktorlarla bile tedavi konusunda tartışacak kadar bilgili olmaları (Yıllar süren tedaviler sonucu kazandıkları deneyimden dolayı) çok anlatılır Hastanede. Bambaşka dünyadır onların dünyası. Çok zor. Düşünsenize pek çoğunun biricik evladı, o minik bedenler öyle zorlu bir savaş veriyor ki, bu olurken, aylarca aylarca, o anne dimdik ayakta kalır, kemoterapi makinasına bağlıysa çocuğu o geceyi gözünü bile kırpmadan geçirir. Sabahtan akşama değin, maskenin ardından sadece gözleri gözüken bu anneler, gözlere bile yalan söyletmeyi başarmışlardır. Hep çocukları için. Kan alırlar, serum değiştirmek çok basit işlerdir. Pek çok pansuman ve tedaviyi çocuklarına hemşire yardımı bile almadan kendileri yaparlar. Hiç ama hiç dışarıya çıkmazlar servisten. Dışardaki işleri, servisin dış kapısının önünde bekleşen babalar yapar genellikle.
Öyle küçük odada kalır ki aylar boyu, çocuğu ile sonrasında hepsinde klostrofobi oluşmuştur bu yüzden. Çocuğu röntgen için, ultrason için vb. için servis dışına çıkmaları gerekirse, öyle derin düşünceye dalar. Çünkü, kemoterapi ile öyle zayıflamıştır ki, çocuğunun bağışıklık sistemi, anne bilir ki, dışarısı tehlikelidir. Keşke acil durumlarda çocuğunun durumun belirleyecek bu tür aletler servis içinde olsa, çok mu zordur bu der, isyan eder bazen.

Çok zordur. Bir monitör olsa, bir anda kritikleşen bir durum yaşandığında hemen odasına getirilse, zaten yerinden kalkamayacak olan bu çocuk oradan oraya taşınma riskini de almasa ne iyi olurdu, bir taşınabilir röntgen cihazı olsa da, çocuklar burada röntgenleri çekilse... Çok zordur. Anne yüreğidir. Güçlüdür ama bu durumlarda dayanamaz. En ufak mikroplar bile, büyük tehlikedir. Bunu çok iyi bilir. Hep bundan korkar uzun tedavileri süresince.
Şimdi bizim destek vermeye çalıştığımız bu dernek, ilk hedefi ne biliyormusunuz? Öncelikle bu cihazları servise alabilmek. Katılımlarımızı çoğaltalım, servis için hayati önem taşıyan bu cihazları alınabilmesi için birlik olalım olur mu?

3 Comments:

Anonymous Tülin said...

Eminim yardımlarımız bu yürekleri yaralı anneleri bir parça olsun rahat ettirecektir.

2/10/2006 01:40:00 AM  
Blogger matilda said...

herkese teşekkürler ve tebrikler iyi niyetleri için..
bende akdeniz anemiliyim ve hastane odalarından çıkıp dışarda hayat kurmanın ne denli zor olduğunu yaşayarak öğrendim..
emeğiniz ve iyi niyetiniz alkışlanmalı..

2/10/2006 02:09:00 PM  
Anonymous About Medicine Blog said...

Giriş-çıkışı son derece kontrollü olan hatta
babaların bile servise giremediği bölümdür.

2/18/2011 03:43:00 AM  

Post a Comment

<< Home